May 20, 2012

le estilografica




 Ben hayatı bu tablo gibi görüyorum arkadaş,bulut yığını hüzünlerimi anlatırken aradan sızan ve kara bulutları delip geçen ışıklar da coşkularım,heyecanlarım.Bulutların çok ötesinden gelen ve onları yaran mutluluğum da böyle ufak sebeplerden doğabilir yeter ki içimdeki beni ortaya çıkarabileyim.Gelelim bu esrarengiz ama büyüleyici dalgalara..hayatın imkansız yönlerine de bazen inanırım güç olsa da inandığım şeyin peşinden giderim gerçek farklı olabilir belki ama benim gerçeğim neyse onu bilir onu uygularım.İşte böyle anlarda bu dalgalar gibidir iç enerjim azmim,her şeyi yıkıp geçer,kabullenmediğim gerçeğin akışına böyle isyan eder ve rengi de pasifik okyanus mavisidir zararsız ama derin,şatafatsız ama büyüleyici..

3 comments:

Unknown said...

ben de hayatı kavunlu,frambuazlı ve sade dondurma olarak görüyorum (:

Anonymous said...

Tablo güzel,yazı pek bi güzel.Lakin daha pempe tablolar düşleriz.
Akdeniz insanı olduğumuzdan olsa gerek,hayatımızda kara bulutlara pek yer vermek istemememiz.
üzüm yeşili portakal kırmızısı bize hayat :)

Unknown said...

hayat bu yasanarak ogreniliyor nerede nasil kimle ne yasadigin da o kadr onemli ki yedigi ictigi bile insana etki ediyor gunesin sicakligini her zaman yasayan bir kisi ile buzun soguklugunu ceken birisi ve hayata bakisi ayni olmamasi gayet normal.akdenizin cennet kosesinde gunessiz gunu gecmemis bir kisi olarak Londranin gunese hasret gunlerinde bulutlarin arasinda icimdeki beni cikartmayi hasretle beklerken bu yaziyi okumak guzeldi.kalemine saglik.

izleyenler