May 22, 2012


Popüler Kültür : Sıkıştırılmış Hayatlar

Eskiden her topluluğun kendine has bir kültürü, yaşam biçimi ve hayata bakış açısı vardı ancak özelikle sanayi devriminden sonra modernleşmenin yaygınlaşması, nüfusun artması ve köylerden kentlere göçün artması gibi faktörlerle insanlar kültürel benliklerini yavaş yavaş geride bırakmaya başladılar. Etnik merkeziyetçiliğin önemini gitgide yitirdiği ve farklı ırka mensup insanların birlikte olmaya başladığı şu günlerde dünya git gide daha da küçük bir yer haline geldi, üstüne üstlük başta Amerika’nın arkasından finansal ve siyasi gücü elinde bulunduran büyük Avrupa ülkelerin dayattığı popüler kültür insanları tek tip olmaya zorluyor. Amerika’nın ne kültürü var kaç yıllık ülke ne olacak gibi yaklaşımların birazdan anlatacaklarımla ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkacak.
Amerika deyip geçmemek lazım, Amerikalılar( aslen etnik bir kökeni bulunmasa da) övmek gibi olmasın gerçekten zeki adamlar, yiğidi öldür hakkını ver demişler. Adamların dünyaya uyguladığı kısa ve uzun vadeli birçok projesi var: atom bombasını kullanmak için pearl harbor vukuatına razı olmaları, Irak’a girmek için 11 Eylül saldırılarını organize etmeleri bunlardan ikisi. Az önce bahsettiğim popüler kültür de Amerika’nın bir oyuncağı. Amaç dünyayı Amerikanlaştırmak, böylece daha çok insana hitap edip daha çok para kazanacaklar ve dünya üzerinde mutlak güç olmak için çalışacaklar( zaten öyleler de doyumsuz insanlar bunlar manifest destiny diye bir şey var aşikar alın yazısı Türkçesi, Amerika kıtasına ilk ayak bastıklarında diyorlar ki biz yayılmalıyız bu kıtaya, ele geçirmeliyiz her yeri vs. sonunda başarıyorlar ancak yetmiyor, şu an Nasa nın yaptığı çalışmalar da aşikar alın yazısının bir örneği adamlar uzaya yerleşmeye çalışıyor) Konuyu çok dağıtmadan devam edelim. Mutlak güç olmaktan, para kazanmaktan bahsediyordum, tam da kapitalist rejimin mihenk taşları. Peki Amerika nasıl bu kadar insanların hayatına girmeyi ve bizlerin hayatına yön vermeyi başarıyor ?  Anlatayım.
Çok küçük bir örnek: hani annelerimizin, anneannelerimizin evlerindeki o eski eşek ölüsü gibi Singer dikiş makineleri var ya işte onlar Amerika’nın para kazanmak için tüm dünyaya sattığı aletlerden biri. Zannetmiyorum ki Singer görmemiş, onun alttaki o koca tekerleğini eliyle döndürmemiş bir çocuk olsun; 80, 90 jenerasyonundan bahsediyorum.
O, Türkiye de en çok satılan araba markası: Ford ( reklam yapmak gibi olmasın). Michigan/ABD de doğan Henry Ford un Dünya mirasına kattığı bir marka. Ford araba üreterek yalnızca sanayileşmeyi körüklemedi ayrıca Fordizm denen bir akımda oluşturdu. Assembly Line denen bir dizaynla Dünyayı değişik bir üretim tarzıyla buluşturdu ( bu assembly line nı internetten araştırmakta fayda var)
Yeme-içme sektöründe hepimizin vazgeçilmezi! Burger King, Mc Donalds, Pepsi, Coca Cola, Pizza Hut ve diğerleri. Bu tarz fast food tarzı zincirler beslenme alışkanlıklarımızı tamamen olmasa da gitgide değiştiriyor. Burger King i ele alalım, sen git 1954 te Miami de ilk fast food restaurantını aç sonra olsun sana 2.234 milyar dolarlık dev bir şirket ( 2007 deki resmi gelir) bu nasıl oldu peki hepsini Amerikalılar mı yedi ? Hayır. Sen de yedin bende yedim öyle kazandı.
O kadar çok örnek var ki… ancak sanal alemdeki üstünlüklerinden bahsetmeden yapamayacağım. Bilgisayarı açtığımızdaki şu Windows açılış müziği var ya işte o Amerika nın şarkısı, bak yine şarkımız çalıyor… şu yazıyı bile Microsoft un yaptığı yazılımla yazıyorum tabi ki bunların kime ait olduğunu söylememe gerek yok. Son yıllardaki post modernist akımla gelen Facebook ve Twitter çılgınlığı ise hepimizin kendini kaptırdığı ayrı bir oluşum.
Sizce de tüm bunlar bizi tek tip insan olmaya zorlamıyor mu ? Popüler kültür bence bu.

Toparlayacak olursak bütün bu bilinçli hareketlerin hepsi tüketmeye ve tekrar ihtiyaç duymaya odaklı, biz tüketelim Amerika tekrar üretsin biz tüketelim Amerika tekrar…
Bu devran böyle sürüp gider.


            

3 comments:

Unknown said...

savaşam gardaşım hemen, nere gidioz söle (:

Unknown said...

Amerikaya bakis perspektifimiz biraz daa genislemis oldu.gayet mantikli seyler tesekkurler kalemine saglik

Anonymous said...

oyun oynamak gibi aslında .önemli olan oyunu kurmak..rolleri dağıtmak...her zaman oynatan kazanır

izleyenler